Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşamak isteyen yabancı uyruklu bireylerin yasal süreçleri oldukça kapsamlıdır. Küreselleşen dünyada göç hareketleri sürekli artmaktadır. Bu artışla birlikte yasal düzenlemeler de sürekli olarak güncellenmektedir. Yabancıların ülkemizdeki iş ve işlemleri temel olarak iki büyük kanun çerçevesinde şekillenir. Bunlardan ilki altı bin dört yüz elli sekiz sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunudur. İkincisi ise beş bin dokuz yüz bir sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunudur. Karmaşık ve sıkı şekil şartlarına bağlı olan bu hukuki zemin üzerinde tek başına ilerlemek oldukça zordur. Hedef avukat arayan potansiyel müvekkiller için doğru hukuki temsiliyet hayati bir önem taşır. Hak kayıplarının önüne geçmek ve idari süreçleri sorunsuz atlatmak maksadıyla uzman bir Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul profesyonelinden destek alınması şiddetle tavsiye edilir. İdari işlemlerde süreler çok kesindir. Sürelerin kaçırılması durumunda telafisi imkansız hukuki zararlar doğabilir. Ayrıca idareye karşı açılacak iptal davaları derin bir teknik bilgi gerektirmektedir. Başarılı bir hukuki danışmanlık hizmeti ile tüm yasal işlemleriniz güvence altına alınır. Bu rehber potansiyel müvekkillerin yasal haklarını en ince ayrıntısına kadar öğrenmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Türkiye Sınırları İçerisinde İkamet İzni Başvuruları ve Yasal Şartlar
Yabancı uyruklu kişilerin Türkiye sınırları içerisinde yasal olarak bulunabilmeleri için ikamet izni almaları şarttır. Bu izinler başvuranın amacına göre çeşitli yasal kategorilere ayrılır. Kısa dönem ikamet izni uygulamada en sık başvurulan tür olarak öne çıkar. İlgili yasal mevzuat uyarınca bu izni alabilmek için kanunun otuz ikinci maddesinde sayılan şartların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur. Öncelikle başvuru sahibinin genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarına sahip olması istenir. Bununla birlikte Türkiye sınırları içerisinde kalacağı adres bilgilerini tam ve doğru bir şekilde beyan etmesi mecburidir. İdari makamlar uygun gördükleri takdirde yabancının vatandaşı olduğu ülkeden alınmış adli sicil kaydını da talep edebilirler. Yabancılar hukuku mevzuatı uyarınca kamu düzeni çok büyük önem taşır. Başvuru sahibinin kamu sağlığını tehdit eden bir hastalığı bulunuyorsa başvurusu kesinlikle reddedilir. Aynı zamanda ülkede kalınacak süre boyunca yeterli ve düzenli maddi gelirin ispat edilememesi de doğrudan bir ret sebebidir.
Öte yandan kısa dönem ikamet izni alabilecek kişilerin durumları kanunda açıkça listelenmiştir. Adli veya idari makamların karar ve talepleri doğrultusunda ülkede kalması gerekenler bu izne başvurabilir. Yabancının Türkiye sınırlarından ayrılmasının mümkün olmadığı durumlar da bir başvuru gerekçesidir. Aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçiş yapmak isteyenler yasal yolları kullanabilir. Türkiye sınırlarında yükseköğrenimini tamamlayan mezunlar da kısa dönem ikamet iznine geçiş hakkına sahiptir. Ayrıca Türkiye sınırlarında oturum izni bulunan anne veya babanın burada doğan çocukları için de bu başvuru yapılabilir. Mevcut oturum izninin dayanağı sona erdiğinde yeni bir amaca uygun izin talep edilebilir. Tüm bu detaylı süreçlerin yönetimi uzman bir göç avukatı rehberliğinde yapılmalıdır. Aksi halde başvuru dosyasındaki eksiklikler telafisi zor ret kararlarına yol açar.
İkamet İzni Başvurularının Reddi ve Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul İle İptal Davası
İkamet izni uzatma başvuruları da en az ilk başvurular kadar titizlikle incelenir. Uzatma talebinde bulunan kişi eğer son bir yıl içerisinde toplamda yüz yirmi günden fazla süreyi yurt dışında geçirmişse başvurusu reddedilir. Elbette sağlık eğitim veya zorunlu kamu hizmeti gibi özel durumlar bu kuralın istisnasını oluşturur. İkamet izninin veriliş amacı dışında kullanıldığının tespit edilmesi oturumun iptaline sebep olur. Başvuru sahibi hakkında geçerli bir sınır dışı kararı veya ülkeye giriş yasağı bulunması da başvuruyu imkansız kılar. Bu şartlardan herhangi birinin kaybedilmesi mevcut ikamet izninin iptal edilme ihtimalini doğurur. Yabancı ikamet başvurusunun sonucunu Göç İdaresine ait resmi elektronik sistem üzerinden takip edebilir. Ancak ret kararının hukuki sebebini karar tarihini ve işlem sayısını öğrenmek için Göç İdaresine bizzat gidilerek kararın tebliğ alınması şarttır.
Başvurunun reddedilmesi durumunda hukuki süreç derhal ve eksiksiz olarak başlatılmalıdır. İkamet izni reddine karşı kararın tebliğinden itibaren altmış günlük yasal süre içerisinde idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Görevli mahkeme idare mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise ret kararını veren idari makamın bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olarak kanunda belirlenmiştir. Öncesinde ret kararına itiraz etmek isteyenler bir dilekçe ile İl Göç İdaresine başvurabilirler. Bu dilekçede itirazın hukuki sebepleri ve kararın neden iptal edilmesi gerektiği çok net açıklanmalıdır. Başvurusu reddedilen müvekkillerin yasal süreçlerini yetkin bir Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul profesyoneliyle takip etmesi zorunluluktur. İdare mahkemesinde salt dava açmak yabancının kaçak duruma düşmesini otomatik olarak engellemez. Avukat aracılığıyla mahkemeden mutlaka yürütmenin durdurulması kararının talep edilmesi gerekir. Yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde yabancı dava sonuçlanıncaya kadar vize ihlali yapmış sayılmaz. Böylece ikamet izninin sağladığı imkanlardan kesintisiz faydalanmaya devam eder. Yürütmenin durdurulması için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararların doğması bir arada aranır.
İstanbul İlçelerinde İkamet İznine Kapalı Olan Bölgeler
Göç İdaresi Başkanlığı dönemsel olarak aldığı idari kararlar neticesinde bazı bölgeleri yabancıların ikametine tamamen kapatmaktadır. Yabancı nüfus yoğunluğunu ülke genelinde dengelemek amacıyla yapılan bu idari uygulama ev kiralama süreçlerini doğrudan etkiler. Yanlış bir bölgeden gayrimenkul kiralamak hem ciddi maddi kayıplara hem de oturum izninin doğrudan reddedilmesine yol açabilir. Dolayısıyla güncel kısıtlamaların profesyonelce yakından takip edilmesi son derece kritiktir. Visalex gibi danışmanlık firmalarının ve hukuk bürolarının da raporladığı üzere iki bin yirmi beş ve iki bin yirmi altı dönemi itibarıyla güncellenen listelere göre İstanbul ilinde belirli alanlar yabancılara tamamen kapalıdır. Bölge kısıtlamalarını bilmeden işlem yapmak potansiyel müvekkiller için çok büyük bir risktir. Aşağıdaki tabloda güncel olarak ikamete kapatılmış olan bazı ilçeler ve mahalleler hukuki şeffaflık adına detaylıca sunulmuştur.
| İstanbul İlçe Adı | İlgili Mahalle Adı | Bölgenin İkamet Durumu |
| Esenyurt | Tüm Mahalleler | Tamamen yabancılara kapalı |
| Fatih | Tüm Mahalleler | Tamamen yabancılara kapalı |
| Küçükçekmece | Tüm Mahalleler | Tamamen yabancılara kapalı |
| Esenler | Tüm Mahalleler | Tamamen yabancılara kapalı |
| Sarıyer | Maslak Mahallesi | Mahalle bazlı kapalı |
| Beyoğlu | Asmalı Mescit Mahallesi | Mahalle bazlı kapalı |
Bu tablo içerisindeki veriler idarenin dönemsel kararlarıyla hızlıca değişikliğe uğrayabilir. Uygulamalar sürekli güncellendiği için uzun vadeli bir ev kiralama sözleşmesi imzalamadan önce bölgenin güncel idari durumunun kontrol edilmesi önerilir. Nitekim ev kiralamadan ve resmi başvuru yapmadan önce mahallenin durumunu denetlemek zaman ve para kaybını önler. Profesyonel bir idare hukuku avukatı ofisi bu tür yasal kısıtlamaları sizin adınıza kontrol ederek en doğru adımı atmanızı sağlar.
Sınır Dışı Etme Deport Kararı ve Yasal Uygulama Nedenleri
Yabancı uyruklu bireylerin ülkeyi zorla terk etmelerini öngören idari yaptırıma sınır dışı veya yaygın adıyla deport kararı denilmektedir. Hakkında sınır dışı kararı alınan yabancılar için uygulanacak tüm kurallar altı bin dört yüz elli sekiz sayılı kanun ile kesin olarak düzenlenmiştir. Deport kararı doğrudan valilikler tarafından verilir. Kişinin ahlaka veya hukuka aykırı davranışlar sergilemesi ulusal güvenlik tehdidi oluşturması durumunda bu idari yaptırım uygulanır. Karar sonucunda kişi kendi menşe ülkesine transit bir ülkeye veya üçüncü bir ülkeye zorla gönderilebilir.
Sınır dışı edilebilecek kişilerin hukuki durumu kanunda çok net sınırlarla çizilmiştir. Terör örgütü veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi yahut üyesi olanlar derhal sınır dışı edilir. Giriş vize ve ikamet işlemlerinde gerçek dışı bilgi verenler veya sahte belge kullananlar bu yaptırımla karşılaşır. Geçimini meşru olmayan yasadışı yollardan sağlayanlar doğrudan deport edilir. Kamu düzeni güvenliği veya halk sağlığı açısından tehdit oluşturanlar bu sürece tabidir. Vize veya ikamet süresini on günden fazla ihlal edenler hakkında valilik kararı alınır. Çalışma izni olmadan kaçak çalışan yabancılar da sınır dışı listesindedir. Türkiye sınırlarına yasal olmayan yollarla kaçak girenler yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ve giriş yasağı olmasına rağmen ülkeye gelenler doğrudan deport edilir. Hukuk bürolarının çalışmalarından anlaşıldığı üzere bu sebeplerin tespiti son derece sert idari sonuçlar doğurur.
Öte yandan bazı durumlarda kişiler valilik deport kapsamında olsa dahi fiilen sınır dışı edilemezler. Yabancının gönderileceği ülkede ölüm cezasına çarptırılma ihtimali varsa deport işlemi durdurulur. İşkence veya insanlık dışı muamele görme riski olanlar uluslararası sözleşmelerle korunur. Ciddi sağlık sorunları yaşlılık veya ileri derece hamilelik nedeniyle seyahat etmesi riskli olanlar koruma altındadır. Türkiye sınırları içerisinde kanser gibi hayati tehlike arz eden hastalıklar sebebiyle tedavisi devam eden kişiler eğer gidecekleri ülkede uygun tedavi imkanı bulamayacaklarsa yine deport edilemezler. Ancak gideceği ülkede tedavi imkanı varsa süreç devam eder. İnsan ticareti mağdurları ve aile içi şiddet mağdurları da hukuki destek süreçleri bitene kadar bu korumadan faydalanır. Tüm bu hassas istisnai durumların mahkemeye etkili bir biçimde sunulması ancak bir Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul profesyonelinin eşsiz tecrübesi ile mümkündür.
İdari makamlar bazen kişiyi zorla sınır dışı etmek yerine Türkiye sınırlarını terke davet prosedürünü işletebilir. Bu özel prosedürde kişiye on beş günden az olmamak şartıyla otuz güne kadar ülkeyi terk etmesi için belirli bir mühlet tanınır. Bu süre zarfında kendi iradesiyle çıkış yapanların pasaportlarına ağır bir giriş yasağı veya deport kaydı işlenmez. Ancak kaçma veya kaybolma riski bulunanlar terke davet edilmez. Sahte belge kullananlar kamu güvenliğini açıkça tehdit edenler veya asılsız belgelerle ikamet izni almaya çalışanlar için bu iyi niyet süresi uygulanmaz. Bu kişiler hakkında derhal idari gözetim kararı alınır.
Sınır Dışı Kararına İtiraz Sürecinde Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul Önemi
Sınır dışı kararı valiliklerce alınan bir idari işlem niteliğindedir. Dolayısıyla bu ağır kararın iptali için idari yargı yoluna başvurulması hukuken mümkündür. Sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine yapılacak itiraz başvurusu kararın yabancıya tebliğinden itibaren sadece yedi gün içerisinde tamamlanmalıdır. Bu yedi günlük kısacık süre idare hukukunda kesin süre olarak kabul edilir. Süresi içerisinde dava açılmadığı takdirde idare mahkemesi başvuruyu doğrudan usulden reddeder. Mahkemeye başvuran şahıs bu hukuki başvurusunu sınır dışı etme kararını veren makama da resmi olarak bildirir. Davada yetkili idare mahkemesi İdari Yargılama Usulü Kanununun otuz ikinci maddesi uyarınca kararı veren valiliğin bulunduğu ildeki mahkemedir.
İptal davasının zamanında açılması müvekkile çok büyük bir hukuki koruma kalkanı sağlar. Altı bin dört yüz elli sekiz sayılı kanunun elli üçüncü maddesinin üçüncü fıkrası son derece nettir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması halinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilemez. Bu hayati durum idare hukukunda kararın icrasını tehir etmekte yani yürütmeyi kendiliğinden durdurmaktadır. İdare mahkemesi iptal talebini kanuna göre en geç on beş gün içerisinde hızla karara bağlar. Mahkemenin verdiği bu karar kesindir. Hedef avukat arayan potansiyel müvekkiller bu yedi günlük kesin süreyi kaçırmamak için süreci çok sıkı takip etmelidir.
İdari Gözetim Kararı ve İstanbul Geri Gönderme Merkezleri
İdari gözetim kararı valilikçe sınır dışı edilmesine karar verilen yabancıların belirli bir idari merkezde zorunlu olarak tutulmasını ifade eder. İdari gözetim altına alınan yabancılar kolluk kuvvetlerince yakalandıktan sonra en geç kırk sekiz saat içerisinde Geri Gönderme Merkezlerine teslim edilirler. İdari gözetim süresi yasal mevzuata göre en fazla altı ay olarak sınırlandırılmıştır. Fakat gözetim altındaki yabancının idari makamlarla iş birliği yapmaması söz konusu olabilir. Veyahut kişi kendi menşe ülkesiyle ilgili bilerek yanlış bilgiler veriyorsa idari gözetim süresi valilik kararıyla bir altı ay daha uzatılabilir. Her ay valilik makamı tarafından idari gözetimin devamının zorunlu olup olmadığı yönünde düzenli idari değerlendirmeler yapılır. Karar yabancıya temsilcisine veya avukatına gerekçesiyle birlikte resmi olarak tebliğ edilir.
İdari gözetim kararına itiraz süreci deport itirazından tamamen farklı bir hukuki merci olan sulh ceza hakimliğinde görülür. Sınır dışı kararına karşı idare mahkemesine gidilirken idari gözetimden kurtulmak için sulh ceza hakimliğine acil başvuru yapılır. Verilen gözetim kararına hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yabancının kendisi yasal temsilcisi veya yetkili avukatı hakimliğe itiraz dilekçesi sunabilir. Sulh ceza hakimi yapılan bu teknik itiraz başvurusunu en geç beş gün içerisinde inceleyerek yasal olarak sonuçlandırmak mecburiyetindedir. Hakimin verdiği karar yasalarımıza göre kesindir. Ancak idari gözetim şartlarının sonradan ortadan kalktığını iddia eden yabancı kararın kaldırılması için her zaman yeniden değerlendirme talebinde bulunabilir. Yabancıya idari gözetime alternatif olarak elektronik izleme gibi bir yükümlülük getirilmişse bu kararın kaldırılması için de yine sulh ceza hakimine gidilir. İdari gözetime karşı yapılan hukuki itirazlar işlemi kendiliğinden ne yazık ki durdurmaz. Yalnızca bir mahkemeye başvurulması telafisi zor hak kayıplarına yol açabileceğinden her iki kararın da bulunduğu durumlarda hem idare mahkemesine hem de sulh ceza hakimliğine ayrı ayrı hızla başvurulmalıdır.
İstanbul il sınırları içerisinde yabancıların idari olarak tutulduğu birden fazla Geri Gönderme Merkezi mevcuttur. Keskin Hukuk Bürosu gibi tecrübeli avukatlık ofislerinin de belirttiği üzere İstanbul bölgesindeki Geri Gönderme Merkezleri arasında Tuzla Arnavutköy Çatalca Binkılıç ve Silivri yer almaktadır. Tuzla Geri Gönderme Merkezi Akfırat Mahallesi Süleymaniye Bulvarı üzerinde bulunmaktadır. Yabancı uyruklu müvekkillerin avukatları ile görüşme hakları hukuki bir güvence altındadır. Avukatlar bu merkezlere giderek müvekkilleri ile hukuki strateji görüşmeleri gerçekleştirebilirler. Ayrıca bu merkezlerde tutulan bireylere ücretsiz acil ve temel sağlık hizmetleri sağlanır. Telefon hizmetlerine erişim noter ve konsolosluk yetkilileriyle görüşme imkanı da yasal olarak sunulmaktadır. Çocukların üstün yararı her zaman gözetilir ve aileler bu merkezlerde ayrı yerlerde güvenle barındırılır.
Yabancıların Pasaportlarına İşlenen Tahdit Kodları ve Anlamları
Göç İdaresi kurallarını ihlal eden yabancıların pasaportlarına ihlal durumuna göre çeşitli tahdit kodları işlenmektedir. Bu tahdit kodları yabancının Türkiye Cumhuriyetine yeniden giriş yapmasını ihlalin ağırlığına göre belirli sürelerle yasaklar. Vize muafiyeti ikamet izni veya çalışma izni ihlali yapan yabancılara ihlal süresine bağlı olarak çok çeşitli idari cezalar uygulanır. Nitekim on gün ile üç ay arasında bir vize ihlali gerçekleştiren kişiye derhal ç yüz bir kodu pasaportunda işlenir. Ç yüz bir tahdit kodu şahsa tam üç ay süreyle ülkeye giriş yasağı getirir. İhlal süresi uzadıkça uygulanacak yaptırım süresi de paralel olarak artış gösterir.
Eğer yabancı uyruklu kişi hakkında Türkiye sınırlarında bir adli işlem yapılmışsa ç yüz on dört kodu pasaporta yansıtılır. Bu kod adli işlemle bağlantılı olarak mevcut vizenin veya oturum izninin iptaline deport sürecinin başlamasına ve kişiye tam iki yıl ülkeye giriş yasağı konulmasına sebebiyet verir. Türkiye sınırları içerisinde kaçak olarak sigortasız çalışan yabancılara yüklü idari para cezası kesilir. Bu kaçak çalışma para cezasının ülkeden çıkış yapılırken sınır kapılarında ödenmemesi durumunda ç yüz on dokuz tahdit kodu sisteme işlenir. Ç yüz on dokuz kodu kişinin beş yıl boyunca ülkeye girişini kesinlikle engeller. Altı bin dört yüz elli sekiz sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununa aykırı davrandığı için idari para cezası alan ancak bunu ödemeyen kişilere ise ç yüz otuz beş kodu derhal uygulanır. Bu durumda da yine şahsa beş yıllık ağır bir giriş yasağı yaptırımı ortaya çıkar. Yasa dışı sınır giriş teşebbüsü kaynaklı para cezası ödenmediğinde de n yüz otuz beş tahdit kodu sisteme yansıtılır.
İdari makamlarca terke davet prosedürü kapsamında belirli bir süre içerisinde ülkeyi terk etmesi istenen ancak bu emre uymayan yabancılar hakkında ç yüz otuz yedi kodu işlenir. Bu ihlal kişiye doğrudan beş yıl süreyle ülkeye giriş yasağı getirir. Türkiye sınırlarında bir oturum izni alıp sonrasında sahte belge kullanımı gibi nedenlerle kuralları ihlal edenlere ve altmış dokuz tahdit kodu uygulanır. Ve altmış dokuz kodu ihlali yapan kişinin tam beş yıl boyunca hiçbir ikamet izni alamamasına ve ülkeye giriş yapamamasına neden olur. Ayrıca n yüz on dokuz kodu izinsiz kaçak çalışma cezasını ödememeyi temsil eder. N yüz yirmi kodu ise vize ikamet veya çalışma izni ihlali harç ve cezalarını hudut kapılarında ödemeyenlere konulur. İkamet izni ve vize ihlalinden doğan para cezalarını sınır kapılarında ödeyen yabancılara ise genellikle giriş yasağı uygulanmaz. Bu tahdit kodlarının sistemden kaldırılması çok titiz ve uzmanlık gerektiren hukuki bir süreçtir. Doğru adımlar ancak tecrübeli bir Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul danışmanlığı ile atılabilir. Aşağıdaki tabloda yaygın tahdit kodları ve hukuki sonuçları derlenmiştir.
| Tahdit Kodu | İhlal Nedeni ve Hukuki Açıklaması | Yaptırım Süresi |
| Ç-101 | Vize veya ikamet izni ihlali (10 gün – 3 ay arası) | 3 Ay Giriş Yasağı |
| Ç-114 | Hakkında adli işlem yapılan yabancılar | 2 Yıl Giriş Yasağı |
| Ç-119 | Kaçak çalışma cezasını hudutta ödememe | 5 Yıl Giriş Yasağı |
| Ç-135 | Yabancılar kanununa aykırılık cezasını ödememe | 5 Yıl Giriş Yasağı |
| Ç-137 | Terke davet süresinde ülkeyi terk etmeme | 5 Yıl Giriş Yasağı |
| V-69 | İkamet kurallarını ihlal ve sahte belge kullanımı | 5 Yıl İkamet Yasağı |
Bu kodların iptali ya idare mahkemesinde dava açmakla ya da özel vizeler almakla mümkündür. Her hukuki durumun kendine özgü bir savunma mekanizması bulunur.
Meşruhatlı Vize İle Türkiye Sınırlarına Yeniden Yasal Giriş
Hakkında valilikçe sınır dışı kararı bulunan veya çeşitli tahdit kodları sebebiyle ülkeye kesin giriş yasağı olan yabancıların tekrar Türkiye topraklarına yasal olarak dönebilmeleri imkansız değildir. Bu noktada meşruhatlı vize adı verilen çok özel bir hukuki yöntem aktif olarak kullanılır. Meşruhatlı vize deport kararını fiilen askıya alan ve mevzuatta açıkça belirtilen haklı gerekçelerle ülkeye giriş imkanı sunan tamamen istisnai bir vize türüdür. Başvurular yabancı uyruklu şahsın bulunduğu ülkedeki Türk büyükelçilikleri veya Türk konsoloslukları aracılığıyla yapılmalıdır. Başvuru yapabilmek için öncelikle detaylı bir başvuru formu doldurulmalı ve gerekli evraklar yetkili mercilere teslim edilmelidir. İlgili makamlara sunulacak dosyalar ve belgeler vizenin talep edilme amacına göre köklü değişiklikler gösterir.
Aile birleşim vizesi meşruhatlı vizeler arasında hukukta en yaygın talep edilen türdür. Yabancı uyruklu kişinin bir Türk vatandaşı ile resmi olarak evli olması durumunda bu vize kuvvetle talep edilebilir. Ayrıca Türkiye sınırları içerisinde yaşayan Türk vatandaşı bir çocuğu annesi veya babası bulunması halinde de aile birliğinin korunması adına meşruhatlı vize verilir. Eğer yabancı eşlerden birisi Türkiye topraklarında geçerli çalışma izniyle yasal olarak bulunuyorsa diğer eşe de aile birleşim vizesi tahsis edilebilir. Eğitim amaçlı öğrenci vizesi acil tedavi gerektiren durumlar için tedavi vizesi ve yatırım faaliyetleri için ticaret vizesi gibi farklı meşruhatlı vize türleri de hukuk sistemimizde mevcuttur.
Ancak burada potansiyel müvekkillerin çok dikkat etmesi gereken kritik bir hukuki ayrım bulunmaktadır. Meşruhatlı vize almak yabancı kişiye otomatik olarak çalışma izni veya uzun süreli oturum izni hakkı asla tanımaz. Ülkeye çalışmak gayesiyle meşruhatlı vize ile giriş yapan bir kişinin yetkili makamlara vizeye ek olarak ayrıca çalışma izni başvurusu yapması yasalarca şart koşulmuştur. Aynı katı kural ikamet izni için de geçerlidir. Meşruhatlı vize kişiye sadece hudut kapılarından ülkeye yasal giriş hakkı sağlar. Giriş yaptıktan hemen sonra amaca uygun oturum başvurularının süresi içerisinde eksiksiz olarak tamamlanması gerekir. Bu zorlu bürokratik evrak toplama ve başvuru süreçleri muhakkak yetkin bir Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul ofisi tarafından büyük bir titizlikle yönetilmelidir. Aksi takdirde dosyadaki en ufak bir evrak eksikliği vizenin idarece derhal reddedilmesine yol açacaktır.
Yabancı Sermayeli Şirket Kuruluşu Aşamaları ve Maliyet Kalemleri
Türkiye Cumhuriyeti yabancı yatırımcılara son derece açık cazip ve teşvik edici bir ekonomik model benimsemiştir. Ülkemiz sınırları içerisinde yabancı gerçek veya tüzel kişilerin şirket kurması yerli Türk yatırımcılarla büyük ölçüde aynı mevzuat hükümlerine tabidir. Yabancı yatırımcılar genellikle limitet şirket veya anonim şirket statüsünde ticari işletmeler kurmayı daha güvenli bularak tercih etmektedirler. Şirket kuruluşu aşamasında ticaret sicil müdürlüklerine resmi kayıt yaptırılması ana sözleşmelerin hazırlanması ve vergi numaralarının hızlıca alınması gibi bir dizi işlem sırasıyla gerçekleştirilir. Kurulum sonrasında yabancı ortakların ve yabancı personellerin çalışma izni alabilmeleri için şirketin ödenmiş ana sermayesi ve istihdam ettiği Türk vatandaşı sayısı gibi yasal katı kriterleri karşılaması zorunludur.
Yabancı ortaklı bir şirket kuruluşunun devlete ödenen zorunlu resmi harçları ve ilan masrafları iki bin yirmi altı yılı mevzuatı itibarıyla belirli tutarlara bağlanmıştır. Anakol Hukuk Bürosu ve Mıhcı Hukuk Bürosu gibi tecrübeli avukatlık ofislerinin de beyan ettiği üzere genel idari masraf kalemleri standart bir tarifeye dayanır. Aşağıdaki tabloda anonim ve limitet şirket kuruluşları esnasında sıkça karşılaşılan güncel harç tutarları yatırımcılar için sunulmuştur.
| Resmi Masraf Türü | Güncel Ücret Tutarı |
| Anonim ve Limited Şirket Temsilci Sicil Masrafı | 3.169,65 Türk Lirası |
| Resmi Sicil Kayıt Belgesi Harcı | 330,30 Türk Lirası |
| Yetki Belgesi Diğer Belge Harcı | 330,30 Türk Lirası |
| Avukat Vekalet Suret Harcı | 38,40 Türk Lirası |
| Başvurma Harcı ve Dosya Gideri | 269,85 TL ile 290,00 TL arası |
| Ticaret Sicil Gazetesi Kuruluş İlanı Kelime Ücreti | 0,63 Türk Lirası |
Yukarıda yer alan resmi harçlar sadece ticaret sicili işlemlerine ait asgari yasal tutarları ifade etmektedir. Bu kuruluş sürecine sermaye blokesi masrafları noter imza sirküleri tasdikleri yeminli tercüme giderleri ve uzman hukuki danışmanlık ücretleri de eklenecektir. Kurulan şirketin faaliyet alanına göre bakanlıklardan özel gümrük izinleri veya yerel idarelerden özel ruhsat başvuruları gerekebilir. Bu çok katmanlı ticari sürecin başarılı bir şekilde sürdürülebilmesi adına nitelikli bir kurumsal hukuki destek almak işin doğası gereği kaçınılmazdır.
Turkuaz Kart Sistemi ve Yabancılara Sağladığı Üstün Ayrıcalıklar
Ülkemize yüksek nitelikli beyin göçünü hızlandırmak ve uluslararası büyük yatırımları teşvik etmek amacıyla Turkuaz Kart adlı özel bir teşvik sistemi başarıyla hayata geçirilmiştir. Turkuaz kart sahibine Türkiye sınırları içerisinde süresiz çalışma ve süresiz ikamet etme hakkı tanıyan son derece prestijli benzersiz bir yasal statüdür. Bu değerli kart sadece mevzuatta açıkça öngörülen üst düzey nitelikleri eksiksiz sağlayan yabancılara valiliklerce tahsis edilir. Altı bin yedi yüz otuz beş sayılı Uluslararası İşgücü Kanununun on birinci maddesi kapsamında değerlendirilen bu kişiler ekonomiye büyük fayda sağlar. Bunlar genellikle alanında uzmanlaşmış bilim insanları araştırmacılar yüksek istihdam yaratan yatırımcılar ve kültürel sanatsal veya sportif alanlarda uluslararası kesin başarı elde etmiş seçkin bireylerdir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyetinin milli menfaatlerine uygun hareket eden ve Türk kültürünün uluslararası alanda tanınırlığına katkı sağlayan stratejik yabancılara da turkuaz kart büyük bir onurla verilmektedir.
Turkuaz kartın başvuru şartları bürokratik açıdan oldukça ağırdır. Nitelikli işgücü olarak başvuru yapacak olan kişilerin üniversite diplomalarını iş sözleşmelerini detaylı özgeçmişlerini ve anadil dışındaki yabancı dil yetkinliklerini uluslararası standartlarda belgelemesi istenir. Ayrıca atama veya görevlendirme yazıları ile mesleki tecrübeleri kanıtlanmalıdır. Yüksek nitelikli yatırımcı statüsünde başvuru yapacaklardan ise gerçekleştirilen yatırımın mali büyüklüğü istihdam düzeyi mali yeterlilik ve ihracat tutarları gibi somut net veriler talep edilmektedir. Yatırımın faaliyet gösterilen bölge ve sektöre katkısı kanıtlanmalıdır. Kültürel sanatsal veya sportif faaliyetler için başvuranların uluslararası düzeyde başarılı olduklarını gösterir belgeler sunmaları şarttır. Turkuaz gönüllüsü olarak tanıtım faaliyetlerine ilişkin belgeler ile fikir ve sanat eserleri ibraz edilmelidir. Varsa ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından alınacak bir uygunluk belgesi süreci hızlandırır. Her başvurucunun başvuru dilekçesi ve pasaport suretini genel belge olarak sisteme yüklemesi zorunludur.
Turkuaz kart sıradan bir çalışma iznine veya ikamet belgesine kıyasla sahibine çok daha geniş üstün haklar sunar. Kart sahibinin neredeyse Türk vatandaşlarıyla eşit sivil haklara erişimi devletçe sağlanır. Kart sahibi yabancının kendisi ikamet ve çalışma izni harçlarından tamamen kurtulur. Ayrıca bakmakla yükümlü olduğu eşi ve ergin olmayan çocukları da bu kart vesilesiyle doğrudan ikamet izni kazanır. Bu kişilere düzenlenecek özel bir belge ile turkuaz kart yakını oldukları resmi olarak belirtilir ve ailece ülkede yaşama imkanı yasal güvence altına alınır. Fakat turkuaz kart yakını ile elde edilen bu ikamet imkanı ana kartın geçerliliğine tamamen bağlıdır. Eğer asıl kart herhangi bir nedenle iptal edilirse yakınların ikamet hakları da anında sona erer.
Turkuaz kart aynı zamanda istisnai yoldan Türk vatandaşlığına geçiş için de çok sağlam bir köprü görevi görür. Kartı alan ve geçiş süresini sorunsuzca tamamlayan yabancılar milli güvenlik ve kamu düzeni açısından herhangi bir tehlike oluşturmadıkları tespit edildiğinde bakanlık teklifiyle istisnai olarak Türk vatandaşı olabilirler. Vatandaşlık dosyalarının incelenmesinde turkuaz kart sahipleri her zaman öncelikli olarak değerlendirilir. Tüm bu bürokratik avantajlardan sorunsuz faydalanmak başvuru gerekliliklerini doğru analiz etmek için FD Partners Hukuk Bürosu benzeri deneyimli ekiplerin yürüttüğü profesyonel uzman hukuk bürosu faaliyetlerinden destek almak şarttır.
İstisnai Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığının Kazanılması Şartları
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın yasalarla düzenlenmiş çok çeşitli hukuki yolları mevcuttur. Beş bin dokuz yüz bir sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun altıncı maddesine göre doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı soy bağı veya doğum yeri esasına göre bireylerce kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren geçmişe etkili olarak hüküm ifade eder. Sonradan kazanılan vatandaşlık türleri ise evlat edinilme genel başvuru veya çeşitli istisnai idari yollarla mümkündür. Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan bir yabancı kişi milli güvenlik bakımından engel bir hali yoksa vatandaşlık kazanabilir. Genel başvuru usulünde yabancının geriye dönük olarak kesintisiz tam beş yıl Türkiye sınırlarında yasal olarak ikamet etmiş olması katı bir kuraldır. Aynı zamanda kişinin ergin ve ayırt etme gücüne sahip olması şartı aranır. Başvuruların değerlendirilmesi illerde oluşturulan özel vatandaşlık başvuru inceleme komisyonu tarafından bizzat yapılır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları ise yazılı olarak beyan ettikleri takdirde sürece takılmadan doğrudan Türk vatandaşlığını kazanırlar. Milli güvenlik sorunu olmayan bazı kişiler ise ikamet süresine bakılmaksızın bakanlık kararıyla vatandaşlığı yeniden kazanabilirler.
Ancak son yıllarda potansiyel yatırımcı müvekkillerin en çok talep gösterdiği özel alan yatırım yoluyla vatandaşlık kazanımıdır. Resmi Gazetede yayımlanan güncel mevzuat ışığında iki bin yirmi beş ve iki bin yirmi altı yılları için geçerli olan yatırım asgari tutarları net olarak belirlenmiştir. Geçmiş yıllarda iki yüz elli bin Amerikan doları olan asgari gayrimenkul edinimi eşiği güncel hukuki düzenlemelerle dört yüz bin Amerikan doları seviyesine yasal olarak yükseltilmiştir. Yatırımcının Türkiye sınırlarından dört yüz bin dolar değerinde bir gayrimenkul satın alması ve tapu kayıtlarına bu gayrimenkulü tam üç yıl boyunca hiçbir şekilde satmayacağına dair şerh koydurması kanunen zorunludur. Bu gayrimenkuller yabancı gerçek kişiler tüzel kişiler veya yabancı sermayeli Türk şirketleri tarafından edinilebilir. Limitless kurumsal danışmanlık raporlarının da teyit ettiği üzere bu tutarın altındaki alımlar doğrudan vatandaşlık hakkı vermez.
Sadece gayrimenkul almak değil çeşitli stratejik finansal enstrümanlara yatırım yapmak da vatandaşlık kapısını ardına kadar aralar. Türkiye sınırlarında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca tespit edilmiş bankalara en az beş yüz bin Amerikan doları veya karşılığı döviz tutarında nakit mevduat yatırmak bir diğer yoldur. Bu parayı üç yıl boyunca bankadan çekmemek vatandaşlık kazanımı için yeterlidir. Benzer şekilde Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit edilen en az beş yüz bin dolar değerinde devlet tahvili satın alanlar da bu imkandan faydalanır. Ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunca tespit edilen en az beş yüz bin dolar değerinde gayrimenkul yatırım fonu payı veya girişim sermayesi yatırım fonu payı alan yabancı yatırımcılar vatandaşlığa başvurabilirler. Tüm bu sermaye piyasası işlemlerinin devlet kurumlarınca titizlikle tespit edilerek resmi olarak onaylanması şarttır. Aile bireylerinin hukuki durumu da bu yatırımdan olumlu etkilenir. Yatırım yoluyla vatandaşlık başvuru süreçlerinde yapılacak basit bir hukuki evrak hatası yatırımın aylarca askıda kalmasına neden olabilir. Bu süreci mutlaka alanında son derece yetkin uzman hukukçular eşliğinde yürütmek zaruridir.
Türkiye Sınırlarında Yabancıların Evlilik İşlemleri ve Evraklar
Türkiye sınırları içerisinde evlenmek isteyen yabancı uyruklu kişilerin idarece belirlenmiş bürokratik şartları yerine getirmeleri kesinlikle zorunludur. Düğün platformlarında ve hukuki makalelerde de ifade edildiği üzere Türkiye topraklarında evlilik akdi gerçekleştirecek olan yabancının geçerli ve yasal bir kalış hakkına sahip olması ön koşuldur. Ülkede yasal kalış hakkınız bulunmadan evlilik yapmanız kanunen mümkün değildir. Geçerli bir oturum izni çalışma izni veya süresi dolmamış kısa dönem vizesi bulunmayan yani kaçak durumunda olan kişilerin evlendirme dairelerinde nikah beyanı vermesi ve işlem yapması kesinlikle engellenmiştir. Yabancı uyruklu bireylerin tüm evlilik işlemleri için ilgili belediyelerin evlendirme memurluklarına şahsen müracaat etmeleri gerekmektedir. İstenen sağlık ve kimlik evrakları hem Türk vatandaşları için hem de yabancı uyruklular için belirli bir genel standart çerçevesinde toplanmıştır. Evlendirme dosyalarında bulunması gereken resmi güncel belgeler aşağıdaki tabloda ayrıntılı ve açık olarak ifade edilmiştir.
| Gerekli Resmi Belge Adı | Belgenin Nereden Alınacağı | Belgenin Özellikleri ve Yasal Şartları |
| Evlenme Beyannamesi | Başvuru yapılan evlendirme dairesi | Özel form belediye tarafından memur huzurunda verilir ve çiftlerce bizzat imzalanır. |
| Geçerli Pasaport | Yabancının vatandaşı olduğu ülke makamları | Son on yıl içinde yenilenmiş fotoğraflı pasaportun noter tasdikli Türkçe tercümesi istenir. Sürücü belgesi asla geçmez. |
| Vesikalık Biyometrik Fotoğraf | Profesyonel fotoğraf stüdyosu | İki ile dört adet arası renkli ön cepheden son altı ayda çekilmiş sivil kıyafetli olmalıdır. |
| Tam Kapsamlı Evlilik Sağlık Raporu | Resmi aile hekimliği veya devlet hastanesi | Kan tahlili yapılması akciğer filmi çekilmesi ve genetik SMA testi yapılması yasal olarak tamamen zorunludur. |
| Apostilli Bekarlık Belgesi | İlgili ülkenin konsolosluğu veya resmi kurumu | Yabancı uyruklunun kendi ülkesinden alacağı bekarlığını kanıtlayan apostilli resmi evraktır. |
Yabancıların temin ettiği bekarlık belgesinin uluslararası apostil şerhi taşıması çok kritiktir. Ayrıca bu belgenin noter onaylı yeminli tercümesinin yapılması uluslararası özel hukuk kuralları açısından zorunludur. Bu evrakların toplanması sırasında konsolosluklarda oluşabilecek küçük idari pürüzler nikah tarihinin aylarca ertelenmesine neden olabilir.
Yabancılar İçin Miras Hukuku ve Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul Temsiliyeti
Türkiye sınırlarında değerli gayrimenkul veya yüklü yatırım fonu sahibi olan yabancı uyrukluların vefatı durumunda miras hukuku kuralları kaçınılmaz olarak devreye girer. Yabancılar için açılacak miras davaları vasiyetnameler ve tereke tespiti doğrudan uluslararası özel hukuk kurallarına tabidir. Yabancı müvekkillerin vasiyetnamelerinin geçerliliği veya Türkiye standartlarında miras sözleşmelerinin düzenlenmesi oldukça ağır teknik detaylar barındırır. Türkiye sınırlarında miras bırakan bir yabancının yurt dışında yaşayan yabancı mirasçıları yasal haklarını aramak ve intikal sağlamak için veraset işlemlerini Türk mahkemeleri nezdinde titizlikle yürütmek zorundadır.
Avukat Fatih Yeşilyurt gibi miras hukuku uzmanlarının deneyimlerinden de anlaşıldığı üzere süreç oldukça çeşitlidir. Mahkemelerden yasal veraset ilamının alınması geride kalan malvarlığının tereke tespiti ile kayıt altına alınması ve ortaklıkların hukuken giderilmesi yani izale-i şüyuu davalarının açılması derin uzmanlık ister. Yüklü borç bırakan murisler için mirasın reddedilmesi veya geçmişte yapılan haksız mal kaçırma tasarruflarının mahkemece iptali davaları da yabancılar arasında oldukça yaygındır. Yurt dışında yaşayan yabancı varislerin Türkiye coğrafyasına şahsen bizzat gelmeden bu zorlu işlemleri halledebilmeleri ancak profesyonel bir Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul bürosuna verecekleri geniş yetkili vekaletname ile mümkündür. Taşınmazların mirasçılardan biri tarafından haksız kullanımı kaynaklı geriye dönük işgal tazminatı olan ecrimisil davaları da uluslararası miras uyuşmazlıkları içerisinde çok sıklıkla görülür. Almanya Fransa Hollanda Belçika Amerika veya Rusya gibi ülkelerde devamlı ikamet edip Türkiye sınırlarında dededen kalma miras hakkı bulunan kişilerin mahkemelerde hukuki temsilcilik alması şarttır. Hak kayıplarının önlenmesi için miras davası açılış sürelerine riayet edilmelidir.
Avukatlık Hizmet Kapsamı ve Çeşitli Hukuk Disiplinleri
Bir yabancının hukuki süreci sadece göç idaresiyle sınırlı kalmaz. Nitelikli bir hukuk bürosu yabancı müvekkilinin Türkiye’de karşılaşabileceği her türlü sorunu çözecek geniş bir disiplin yelpazesine sahip olmalıdır. Kulaçoğlu Hukuk Bürosu ve Anakol Hukuk Bürosu gibi ofislerin faaliyet alanları bu çok disiplinli yapıyı net olarak ortaya koymaktadır. Hukuka aykırı valilik idari işlemlerine karşı idare hukuku davaları açılırken ticari faaliyet gösteren yabancılar için ticaret hukuku alanında profesyonel danışmanlık sağlanır. Yabancı işverenler ile personeller arasındaki anlaşmazlıklarda iş hukuku ilkeleri devreye girer. Gayrimenkul satın alma intifa ve irtifak hakkı tesisi ile ipotek kurulumu gibi konularda gayrimenkul hukuku departmanı hizmet verir.
Ayrıca şirketlerin ve yabancı gerçek kişilerin maliye ile olan ihtilaflarında vergi hukuku uyuşmazlıkları çözülür. Yabancıların boşanma nafaka ve velayet gibi aile birliğini ilgilendiren konuları aile hukuku çatısı altında ele alınır. İnternet ortamındaki suçlar ve bilişim hukuku sorunları da günümüzde çok yaygındır. Gayrimenkul satışlarında mağdur olan yabancıların tüketici hukuku davaları açması gerekir. Borcunu ödemeyen şahıslara karşı alacakların yasal takibi icra ve iflas hukuku kapsamında yürütülür. Türkiye’de faaliyet gösteren profesyonel yabancı sporcuların kulüplerle ilişkileri spor hukuku bağlamında korunur. Alternatif uyuşmazlık çözümleri kapsamında arabuluculuk hizmetleri de sunulmaktadır. Nitekim Odaman ve Taşkın Hukuk Bürosu ekibinin de Şubat iki bin on altı tarihinde katıldığı arabuluculuk eğitimleri gibi sertifikasyonlar bu hizmetin kalitesini artırır. Güvenilir hukuk büroları şeffaf aydınlatma metinleriyle kişisel verilerin korunması kanununa tam uyum sağlar ve mesleki sorumluluk sigortalarıyla müvekkillerini olası aksiliklere karşı sigortalar. Ayrıca dünyanın her yerinden yabancı müvekkillerine online online hukuki danışmanlık hizmetleri de sunarak mesafeleri ortadan kaldırırlar.
Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul Sonuç
Yabancılar hukuku mevzuatı ulusal çıkarlar ile uluslararası normların kesişiminde yer alan son derece dinamik ve karmaşık bir yasal yapıdır. İkamet izninin ilk alınmasından vatandaşlık başvurularına sınır dışı edilme süreçlerinden pasaporta işlenen tahdit kodlarının iptaline kadar her aşama derin bir uzmanlık ve tecrübe gerektirir. Sıkı şekil şartlarına yorucu prosedürlere ve çok kısa dava açma sürelerine tabi olan bu adli mekanizmada yapılacak en küçük bir usul hatası müvekkillerin telafisi imkansız devasa hak kayıpları yaşamasına sebep olur. Hedef avukat arayan potansiyel müvekkillerin yasal süreçlerini şansa bırakmaması kendi ailelerinin geleceği ve yatırımları açısından büyük önem arz eder. İlgili bakanlıklar valilikler ve idare mahkemeleri nezdinde güçlü sağlam ve kanıta dayalı bir hukuki argümantasyon inşa etmek modern hukukta zorunludur. Bu bağlamda tüm bu yasal prosedürlerin sıfır hatayla ve en hızlı şekilde kesin sonuca ulaştırılması için alanında tam yetkin bir Avukat İstanbul tercih edilmelidir. Profesyonel nitelikte hukuki danışmanlık hizmeti sunan donanımlı bir Avukat İstanbul temsilcisi sayesinde sivil haklarınız anayasal güvence altına alınırken ülkedeki statünüz yasal normlar çerçevesinde başarıyla yıllarca muhafaza edilir.
Yabancılar Hukuku Avukatı İstanbul Sık Sorulan Sorular
Uluslararası hukuka ve yasal mevzuata göre savaş hali iç çatışma veya ağır zulüm görme korkusu nedeniyle kendi memleketini terk etmiş olan yabancı kişilere sağlanan hukuki ve hayati bir korumadır. Eğer kişi kendi menşe ülkesine zorla geri gönderildiğinde hayatı veya kişisel özgürlüğü açıkça tehlikeye girecekse devletlerin bu kişiye sığınma ve asgari koruma sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Sığınma başvurusunda bulunan masum bireylerin uluslararası sözleşmelerden doğan temel yaşam hakları ilgili devletin kesin güvencesi altına alınarak korunur.
Eğer kısa dönem uzun dönem veya eş durumundan aile ikamet izni başvurunuz idari makamlar tarafından reddedildiyse kararın hukuka açıkça aykırı olduğunu iddia ederek yasal kanun yollarına acilen başvurabilirsiniz. Ret kararının size resmi yollarla tebliğ edildiği tarihten itibaren tam altmış günlük kesin yasal süre içerisinde idare mahkemesinde iptal davası açma anayasal hakkınız bulunmaktadır. Bu kritik davada mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı alınması ülkede kaçak duruma düşmeden yasal olarak kalmaya devam edebilmeniz için atılması gereken en kritik hukuki adımdır.
Turkuaz kart normal zorlu çalışma izinlerinin aksine nitelikli yabancı kişiye Türkiye sınırlarında ömür boyu süresiz çalışma ve süresiz ikamet hakkı sağlar. Her yıl idarede izin yenileme prosedürüyle uğraşmanızı tamamen engeller. Ayrıca sadece kart sahibi olan kişiye değil onun resmi eşine ve bakmakla kanunen yükümlü olduğu ergin olmayan çocuklarına da doğrudan ikamet izni verilir. En önemli faydalarından bir diğeri ise belirlenen yasal geçiş sürecini başarıyla tamamlayan turkuaz kart sahiplerine Türk vatandaşlığına geçiş konusunda devletçe çok büyük bir öncelik tanınmasıdır.
Sınır dışı etme kararlarına karşı hukuki mücadele başlatmak için yasalarca tanınan süreniz son derece kısıtlıdır. Valilik kararının tarafınıza resmi yollarla ve imzalı olarak tebliğ edilmesinden itibaren tam olarak sadece yedi gün içerisinde yetkili il idare mahkemesinde iptal davası açmanız kati suretle zorunludur. Bu yedi günlük süre hukukta kesindir. Yetkili avukatınız aracılığıyla dava açtığınız andan itibaren yargılama tamamen sonuçlanıncaya kadar kanunun amir hükmü gereği sınır dışı edilme işlemi kendiliğinden durdurulur ve ülkede yasal olarak kalmanız anında sağlanır.
Mevcut yasal idari düzenlemeler ışığında geçerli bir ikamet izni çalışma izni veya süresi dolmamış vizesi bulunmayan yani devlete göre kaçak durumunda olan yabancı uyruklu şahısların Türkiye sınırlarında evlilik işlemi gerçekleştirmesi asla mümkün değildir. İl ve ilçe evlendirme memurlukları resmi işlem yapabilmek evlenme beyannamesi düzenleyebilmek için kişinin ülkede o an itibarıyla yasal olarak bulunduğunu evraklarla kanıtlamasını şart koşar. Eğer ülkede kaçak durumdaysanız öncelikle meşruhatlı vize alarak veya yasal affı kapsayan idari yollarla statünüzü yasal hale getirmeniz gerekmektedir.



